Sektörel Haberler

[vc_row][vc_column width=”1/2″][vc_custom_heading text=”Finans Up’ta 6. dönem heyecanı başladı!” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]Finansbank’ın uluslararası ödüllü kariyer kulübü Finans Up’ın 6. dönem başvuruları 12 Ekim’de başladı. Başvurular 31 Ekim’e kadar devam edecek.

Finansbank’ın gençlerin iş dünyasına kazandırılmasına ve kariyer basamaklarını emin adımlarla çıkmasına destek olan kariyer kulübü Finans Up’ın 6. dönemi için başvurular 12 Ekim’de alınmaya başladı. Son iki yıldır ‘En Gözde Şirketler Araştırması’nda ‘Türkiye’nin En Bilinen Kariyer Etkinliği’ seçilen ve İngiltere’nin en büyük iş ödül programlarından biri olan Global Business Excellence Ödülü’nü ‘Outstanding HR Initiative’ kategorisinde kazanan Finans Up, üniversite öğrencilerinin iş yaşamına hazırlanmalarını sağlamak amacıyla önemli çalışmalara imza atıyor.

‘Yükselmenin sınırı yok’ mottosu ile önemli etkinlikler gerçekleştiren Finans Up’a başvuran öğrenciler, kulüp üyesi olabilmek için bir seçim sürecinden geçiriliyor. Kulübe seçilenler, öğrenci oldukları sürece Finans Up’ta kişisel gelişim, liderlik ve teknik eğitimlerin yanı sıra, kamp ve proje çalışmalarına katılabiliyor. Mezun olacak öğrenciler her yıl program sonunda düzenlenen kariyer buluşmalarında departmanları tanıma ve isterlerse Finansbank’ta çalışma fırsatı yakalayabiliyor. Üyeler üniversiteden mezun olduktan sonra da, ‘alumni’ kurgusu sayesinde sosyal medya, web sitesi ve etkinlikler gibi farklı platformlar üzerinden birbirileriyle ve Finansçılarla irtibatta kalmaya devam ediyor.

TÜM İŞ HAYATI BOYUNCA KARİYER DESTEĞİ

Finansbank, Finans Up üyesi öğrencileri, MT (Management Trainee) pozisyonunda personel alımı yapılacak departmanlarındaki yöneticilerle tanıştırıyor ve Finansbank’ta çalışmak isteyen öğrencileri kadrosuna alıyor. Finansbank İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hakan Alp, Finans Up’ı diğer kariyer kulüplerinden ayıran, üye olan öğrencilerimizin öğrenimlerini tamamladıktan sonra da kulüp üyeliklerini devam ettirmeleri” dedi. Kurum olarak gençlerin bu sayede tüm iş hayatları boyunca kariyer gelişimlerine destek verdiklerini vurgulayan Alp şunları söyledi: “Hayata yeni atılan üyelerimizin birbirileri ile olan iletişimi ve dolayısıyla Finans Up’lı network’ünü devam ettirmelerini sağlamış oluyoruz. 2015 – 2016 akademik yılı için yaklaşık 30 yeni öğrencinin daha kişisel ve profesyonel gelişimlerine katkı sağlamak ve kariyer yolculuklarında kendilerine eşlik etmek amacıyla Finans Up’a başvuruları 12-31 Ekim arasında alıyoruz. Bu tarih aralığında öğrencilerin başvurularını bekliyoruz. Kulüp üyelerine yönelik haftasonu kampı, yemek yapma atölyesi, sınıf eğitimleri, kariyer buluşmaları gibi çok çeşitli gelişim imkanları içeren programlarla kariyer yollarını çizmeleri konusunda büyük bir katkı sağlayacağımıza inanıyoruz.”

Finansbank’ın Finans Up Kariyer Kulübü ile üniversite öğrencilerinin iş yaşamına hazırlanmalarına tamamen yeni bir yaklaşım getirdiklerine dikkati çeken Alp,“Gençleri iş yaşamına hazırlayacak eğitim ve etkinliklerin yanı sıra bankamızın yöneticileri ile tanışma fırsatı da sunuyoruz. 2010 yılında kurduğumuz Finans Up’a bugüne kadar 10 bine yakın öğrenci başvurdu. Bu başvurular arasından 176 başarılı genç Finans Up’a seçildi. Finans Up etkinliklerine katılımları ve proje sunumlarını gerçekleştirmelerinin ardından, Finansbank’ta çalışmayı tercih eden 34 öğrencimiz Finansbanklı oldu. Bu yaklaşım ile fark yaratan Finans Up’ın başarısı, ‘En Gözde Şirketler Araştırması’nda birinci olması ve Global Business Excellence’ta ödül kazanması ile taçlanmış oldu” diye konuştu.

YURTDIŞINDA EĞİTİM OLANAĞI

Finans Up, başarılı öğrencilere yurtdışında eğitim imkanı da sağlıyor. Üye öğrencilerin etkinliklere katılım oranları ve Finansbank tarafından belirlenen proje sunumlarındaki başarıları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede ilk 3’e giren öğrenciler yurtdışında eğitim olanağı kazanıyor. Yapılan değerlendirme sonucunda birinci olan öğrenci İngiltere’de İşletme sertifika programı, ikinci ve üçüncü öğrenci ise yurtdışında önemli konferanslara katılma hakkı kazanıyor.

Kulüp hakkında detay bilgi için: www.finansup.com[/vc_column_text][vc_custom_heading text=”İSTİHDAMDA TABLO KARAMSAR” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]TİSK’İN “İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ”NDEN:

“İstihdamda artış beklentisi giderek azalıyor”

“Büyümedeki hız kaybıyla yüzde 10’larda gezinen işsizliğin akibeti yine büyümeye bağlı”

“Türkiye işsizlikte 2014’deki 13’ncülükten bu yıl 9’unculuğa çıktı”

“TÜİK’in, evde engelli bakımı için sosyal yardım alan yarım milyon kişiyi istihdamda sayması tartışmalı”

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), sanayicinin ve tüketicinin istihdam artış beklentisinin giderek azaldığını belirterek; büyümedeki hız kaybıyla birlikte, 2015’te aylar itibariyle %10-11’de gezinen işsizliğin akıbetinin yine büyümeye bağlı olacağını bildirdi.

TİSK’in, TÜİK’in “Hanehalkı İşgücü Araştırması-Temmuz 2015” sonuçları ve İŞKUR’un derlediği “işsizlik ödeneğine başvuranlar” verilerinin yanı sıra kısa vadeli istihdam beklentilerine yönelik olarak yapılan anketlerin sonuçlarından yararlanarak hazırladığı Ekim 2015 dönemi “İşgücü Piyasası Bülteni”nde, en geniş işsizlik tanımına göre Türkiye’de işsizlik oranının yüzde 18,1 olduğu ve 5 milyon 949 bin işsiz bulunduğu kaydedildi. 2014 Temmuz-2015 Temmuz döneminde işsiz sayının yüzde 3,6 artarak 2 milyon 970 bin kişi olduğu belirtilen Bültende, Türkiye’nin %9,8’lik klasik işsizlik oranının yüksekliği bakımından dünyada 2014’teki 13’üncülükten, bu yıl 9’unculuğa çıktığının da altı çizildi. TİSK Bülteninde, TÜİK’in, 2015’te sayısı 500 bin kişiyi aştığı tahmin edilen “evde engelli bakımı için sosyal yardım alan” kitleyi istihdam kapsamında saymasının da “tartışmaya açık bir uygulama” yarattığının da altı çizildi.

Bültende, çalışma çağındaki nüfusun yarısından azının (27 milyon 342 bin kişi) istihdam edilerek çalışma ve kazanç sağlama olanağına sahip bulunduğuna; yarısından fazlasının ise (30 milyon 550 bin kişi) bundan yoksun olduğuna dikkat çekildi. İş bulmaktan ümidini kesen kişi sayısının son bir yıllık dönemde 84 bin kişi artarak 673 bin kişiye çıktığı kaydedilen Bülten’de ayrıca, bir yıl ve daha uzun süredir işsiz olanların toplam işsizler içindeki payının da yüzde 19,5’tan yüzde 20,9’a yükseldiği belirtildi.

Bültende yer verilen tespitlere göre, işsizlikteki artış, ağırlıkla kadınların iş bulamamasından kaynaklandı. Yüzde 47,2 düzeyindeki istihdam oranını yükseltmek açısından en fazla potansiyele sahip grubun ev kadınları olduğuna işaret edildi.

Genç işsizliği de yükseldi. İşsizlik oranı genç nüfusta yüzde 18,3 olurken, oran genç erkeklerde yüzde 15,6; genç kadınlarda ise yüzde 23,2 düzeyinde gerçekleşti. Genç işsiz ve yükseköğretim mezunu işsiz sayılarındaki artış hızı, genel işsizliğe kıyasla daha yüksek gerçekleşti. Yükseköğretim mezunu işsizlerdeki artış, toplam işsiz sayısındaki artışın 3’te 2’sini oluşturdu. Tarım dışı işsizlik oranı Temmuz’da yüzde 12 ile bir önceki yılın aynı dönemindeki seviyesini korudu. İlk 7 ay itibariyle en yüksek işsizlik oranları genel lise mezunlarında ve yükseköğretim mezunlarında görüldü. Son bir yılda 63 bin yükseköğretim mezunu işsiz kaldı.

GENÇ KADINLARIN 5’TE 1’İ ÇALIŞIYOR

TİSK Bültenine göre, istihdam artışı Nisan-Temmuz döneminde güçlendi ama Temmuz’da bir yıl önceki hızına erişemedi. İstihdam artışının lokomotifi, hizmetler sektöründeki kadın istihdamı oldu. Toplam istihdamda tarım ve sanayi sektörlerinin payı azaldı. Tarım dışı istihdam artışı Nisan-Temmuz döneminde önemli hız kazandı. İstihdamdaki artış, ücretli çalıştırmadaki yükselişten kaynaklandı.

Genç istihdamının ise yaklaşık 3’te 2’si (yüzde 67,2) erkeklere ait bulundu. İstihdam oranı genç erkeklerde yüzde 50,2 iken, genç kadınlarda sadece yüzde 24,6 hesaplandı. Genç kadın nüfusun yalnızca yaklaşık 5’te 1’i istihdam imkânına sahip oldu. 2015’in başlarında gerileyen genç istihdamı oranı Mayıs’tan itibaren toparlansa da Temmuz’daki artış hızı geçen yılın gerisinde kaldı. Son bir yılda istihdam imkanı bulanların yarısından fazlası (yüzde 57’si) yükseköğretim mezunu oldu.

Kayıtdışı istihdam da yıllık bazda azaldı ama Nisan-Temmuz döneminde giderek yükseldi. Bültende, “seçimler nedeniyle denetimlerin azaltılması bu yükselişe kaynaklık etmiş olabilir” denildi.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/2″][vc_custom_heading text=”“ENERJİ SEKTÖRÜNDE ‘KALİFİYE LİDERLERE’ İHTİYAÇ VAR!”” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]Türkiye enerji sektöründe en önemli oyunculardan Enerya, 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde Konya’da altıncısı düzenlenen, elektrik, doğal gaz, petrol ve LPG sektör devlerinin katıldığı Türkiye Enerji Zirvesi’nde doğal gaz, elektrik ve yenilenebilir enerji alanlarındaki faaliyetlerini ve yeniliklerini paylaştı.

Türkiye’nin 2. en yaygın özel doğal gaz dağıtım şirketi olarak, 11 yıldır Konya, Antalya, Karaman, Ereğli, Erzincan, Denizli, Aydın, Aksaray, Çorum, Niğde ve Nevşehir illerinin doğal gaz dağıtımını ve altyapı faaliyetlerini yürüten Enerya, “6. Türkiye Enerji Zirvesi”nde enerji sektöründe iş gücü ve kariyer konusunda tecrübelerini sektör ile paylaştı.

“Sektör hızlı ve hırslı büyüyor”

Enerya IK Direktörü Berna Tuncel Enerji Sektörü ve Kariyer konulu oturumda şu bilgileri verdi: “Türkiye Enerji sektörünün en hızlı ve hırslı büyüdüğü pazarlardan biri. Geçtiğimiz 10 yılda, enerji talep artışında OECD ülkeleri arasında ilk sırada, dünyada ise Çin’den sonra 2. sırada yer alıyor. Uzun bir zamandan beri istikrarlı bir büyüme trendi gösteren enerji sektöründeki firmalar, dünyanın en değerli ve yüksek cirosuna sahip firmalar olarak sık sık ilk 500 listelerinde kendilerine yer buluyorlar. Ülkemizde ise özel sektör yatırımlarıyla beraber, 2023 yılına kadar ulaşılması hedeflenen yaklaşık 100 milyar dolarlık ekonomi büyüklüğünün lokomotifi olacak güce sahip. Enerji sektörü aynı zamanda regülatif, disiplini olan, belli bir mevzuata sahip, esnek ve uzmanlık isteyen bir sektör. Dolayısıyla bu sektörde kariyer yapmak için de belli yetkinliklere sahip olmak gerekiyor. İş performansı, başarılı sonuçları ve yetkin ekiplerin sürekliliğini sağlayabilmek bizler için öncelik olacak. Bu sebepledir ki, bundan sonraki 10 yıl için, bu dinamizmi, yeri geldiğinde esnekliği, yükselme ivmesini verimli yönetebilecek ‘kalifiye liderlere’ ihtiyacımız olacak.”

“Y Kuşağı’nın ilk tercihi değiliz”

Herhangi bir sektörde kariyer yaparken geçerli olan en önemli kuralın okurken deneyim kazanabilmek, çevre oluşturabilmek ve söz konusu sektörün hangi kolunda yer almak istediğine bilinçli bir şekilde karar verebilmek olduğunu belirten Tuncel, “Enerji sektöründe aranılan bir isim olabilmek için belki de bu kollardan her birinde belli bir süre görev yaparak deneyim kazanılması gerekebiliyor. Bunun yanında enerji sektöründe kariyer yapmak için biraz mobil olmak da gerekiyor. Yani farklı şehirlerde çalışmaya razı olmak, seyahat edebilmek, bu iş ve hayat deneyimini kucaklayabilecek durumda olmak gerekiyor” diye konuştu. Enerji sektöründe genelde çok cazip olmayan bölgelerde, tercih edilmeyen sahalarda ve çok kritik bir operasyonun güvenliği için haftanın 7 günü çalışılabildiğinin altını çizen Tuncel, “Bu nedenle son dönemlerde tüm sektörlerin adeta gözünü diktiği ve ‘Y Kuşağı’ olarak da adlandırılan yeni jenerasyonun ilk tercihi olmadığımızı söyleyebiliriz. Bu da bizi yeni yeteneklerin keşfi, üzerinde yatırım yapılması ve enerji sektörüne yönlendirilmesi gibi noktalarda zorlayabiliyor” ifadelerini kullandı.

“Ayrılıklardan aynılıklar yaratmaya çalışıyoruz”

Dünyada enerji ihtiyacının her geçen gün arttığına, bundan sonraki 20 yıl da bu durumun böyle devam edeceğini hatırlatan Tuncel, “Özellikle önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarının hızla artacağını düşünüyoruz. Türkiye de yenilenebilir enerji alanında toplam büyüklüğün yüzde 5’ini temsil ediyor. Dolayısıyla aslında enerji sektörü gelecek vaat eden bir konumda. Dolayısıyla yıllarca saha için yaptığımız yatırımların karşılığını bundan sonraki 5 yılda, özellikle yenilenebilir enerji alanda göreceğiz. Bu bahsettiğimiz dönemin bizimle çalışan profesyoneller için de çok canlı geçecek bir dönem olacağını öngörüyoruz. Bu durum yabancı yatırımcıların da ilgisini çekiyor. Sık sık satın almaların, şirket evliliklerinin gerçekleştirildiği böylesi bir sektörde bu durum kariyer açısından ciddi bir fırsat. Çünkü bu yabancı ortaklıklar, şirket DNA’larının birleşmesini gerektiriyor. Yeni personeller, farklı davranış şekilleri, çalışma disiplinleri, prensipler bir araya geliyor. Ayrılıklardan aynılıklar yaratmaya çalışıyoruz. Zira bu tip birleşmelerden sinerji doğduğu gibi, kültür karmaşaları da yaşanabiliyor. İşte bu noktada da başlangıçta ‘kalifiye lider’ diye isimlendirdiğimiz yetkin, etki alanı geniş, teknik anlamda deneyimli ama koçluk ve liderlik potansiyeli de yüksek olan profillere ihtiyacımız olacak. Dolayısıyla farklı lokasyonlarda iş deneyimi kazanmaya hazır, sektör dinamiklerinden haberdar, son derece odaklanmış bir şekilde hangi firmanın nereye nasıl bir yatırım yapacağını takip eden ve bu gelişmelere ayak uydurabilecek genç profesyoneller için enerji sektöründe kariyer fırsatı daima olacak” şeklinde konuştu.[/vc_column_text][vc_custom_heading text=”PROFESYONEL KOÇLUK İÇİN GEREKLİ MESLEKİ YETERLİLİKLER TANIMLANDI” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]Koçluk Platformu Derneği (KPD), Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği – UPKPD/ICF Türkiye ile Yönderlik ve Koçluk Derneği (YKD – EMCC Türkiye) arasında imzalanan iş birliği protokolüyle başlayan ve bir buçuk yıl süren çalışma meyvelerini verdi. Türkiye’de devlet tarafından onaylanmış ve standartları belirlenmiş bir meslek haline gelen profesyonel koçluk için gerekli mesleki yeterlilikler, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından tanımlandı ve yayımlandı.

14 Ekim 2015, İstanbul;

Profesyonel koçluk alanının üç önemli kurumu Koçluk Platformu Derneği (KPD), Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (UPKD – ICF Türkiye) ile Yönderlik ve Koçluk Derneği (YKD – EMCC Türkiye)’nin, koçluğun mesleki standartlarının belirlenmesi amacıyla yürüttükleri çalışmalar sonuçlandı. 29 Haziran 2013’te, 28692 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak bir meslek olarak kabul edilen profesyonel koçluk için şimdi de Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından mesleki yeterlilikler tanımlandı ve yayımlandı. Bu gelişme ile koçluk artık devlet tarafından onaylanmış ve standartları belirlenmiş bir meslek haline geldi.

Ocak 2013’te KPD, UPKD ve YKD arasında imzalanan yeni bir protokolle başlayan ‘Koçun Mesleki Yeterliliğinin Belirlenmesi’ süreci için çalışmalar bir buçuk yılı aşkın bir süredir devam ediyordu. MYK’nın web sitesinde yayınlanarak kesinleşen (Koç-Seviye 6) meslek standartları tanımında Koçluk;bireylerin kişisel ve profesyonel potansiyelini gerçekleştirmeye yönelik farkındalık, gelişim ve çözüm seçeneklerini artırıcı ve bu yönde destekleyici çalışmaların yürütülmesi amacıyla uygulanır” şeklinde yer alıyor.

Meslek standartları ve yeterlilik çalışmaları; yapılandırılmış bir hizmet modeli olarak icra edilen koçluk mesleğinin, rekabet etiği temelinde ve bilimsel çerçevede uygulanmasına dayanak oluşturmak, koçların yetkin bir şekilde meslek etiğine ve yasal kurallara uygun olarak çalışmasının zemini belirlemek ve uygulanmasına ön ayak olmayı amaçlıyor.

Türkiye’de koçluğun bir meslek olarak saygınlığının arttırılması, daha çok bilinmesi, tanınması ve bilimsel temellere dayanarak uygulanması konusunda çalışmalar yapan Koçluk Platformu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Arsan yaşanan gelişmeyi şöyle yorumluyor: “Yürürlüğe giren ulusal yeterlilik belgesi temel koçluk yetkinliklerine ve bunların nasıl geliştirileceğine odaklanıyor. Bu düzenleme sektör için büyük fırsat; hızla değişen çağdaş dünyada mesleğin kapsama alanı artıyor. Koçların, çözüm odaklı yaklaşımlarıyla bireyler, kurumlara ve topluma potansiyel faydası çok büyük” dedi.

Koçluk mesleğinin dünyada çok fazla yol kat ettiğini anlatan Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği – ICF Türkiye Başkanı Naci Demiral, gelişmeleri şöyle değerlendirdi: “Ülkemiz koçluk alanının sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek sürdürdüğü Ulusal Meslek Standartları çalışması sonuçlarını verdi. Bu çalışma ile koçluk hizmetinin önemi daha da arttı ve profesyonel koçluk hizmeti hak ettiği itibarı kazanmış oldu” dedi.

Türkiye’de koçluğun meslek olarak kabul edilmesi konusunda öncülük ve liderlik ederek, bu süreçte ciddi emek veren isimlerden biri olan Yönderlik ve Koçluk Derneği (YKD – EMCC Türkiye) Başkanı Rıza Kadılar ise,Koçluğun standartlarının belirlenmiş bir meslek olarak kabul edilmiş olması, mesleki yeterliliklerin belirlenmesi koçlar ve koçluk hizmetinden yararlanmak isteyen kurumların ve bireylerin, koçluk desteğinin işleyiş biçimine ve süreçlerine de hâkim olmasını sağlayacak” dedi.

Profesyonel koçluk için gerekli mesleki yeterliliklerin tanımlanma ve yayımlanma sürecinde emeği geçen koçlara, başta bu süreci başlatan ve öncü olan Çağlar Çabuk (Koç ve Eğitmen, KPD) olmak üzere;

  • Nur Velidedeoğlu Kavuncu, Psikolog Dr., Koç ve Eğitmen, UPKD/ICF Türkiye
  • Pınar Ersin Kollu, Koç, Avukat, EMCC
  • Gürkan Sarıoğlu, Koç, UPKD/ICF
  • Dr. Rıza Kadılar, EMCC Türkiye Başkanı
  • Yalçın Arsan, KPD Başkanı

 [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/3″][vc_custom_heading text=”‘Y Kuşağı İşadamları’ kurumsal iletişimin geleneklerini değiştiriyor” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]Y Kuşağı İşadamları” farklılıklarını her konuda hissettirmeye başladı. İş yapış biçimleri de çok farklı olan bu kuşak işadamları, uzun seyahatler yaparak toplantılara katılmayı red ederken, video konferans sistemlerini tercih ediyor. Böylelikle Y Kuşağı İşadamları bir taraftan teknolojik ilerlemelerin verdiği avantajlardan yararlanırken, bir taraftan da özel hayatlarına ve ailelerine daha fazla zaman ayırma şansı elde ediyorlar. Y Kuşağı İşadamlarının bu farklılığı artık kartvizitlerinde de görülüyor. Bu işadamları kartvizitlerine telefon, faks, mail bilgilerinden sonra IP adreslerini de ekliyor. İş dünyasının bu yeni trendine katılmak ise çok kolay. Bircom’un Türkiye’de distribütörlüğünü yaptığı Yealink video konferans çözümleri ile bilişim personeline ihtiyaç duymadan, bu sistemi kullanmak mümkün.

Teknolojinin getirdiği avantajlardan yararlanıp modern çağa ayak uydurmak isteyen şirketlerde büyük bir dönüşüm var. Yıllardır kartvizitlerde ve firmaların iletişim bilgilerinde görmeye alıştığımız telefon numaraları artık IP adresleri ile yer değiştiriyor. Son kullanıcıların bile VoIP telefon sistemleri ve IP video konferans sistemlerini kullanmaya başladıkları bir çağda, firmalar da bu gelişmelere kayıtsız kalmayarak iletişim bilgilerini teknolojinin gereklerine göre güncelliyorlar.

Y Kuşağı öncülük ediyor

Bircom CEO’su Burçin Bircanoğlu şirketlerdeki teknoloji dönüşümünü anlatırken, “Video konferans sistemleri aslında uzun zamandır iş dünyasının hizmetinde. Ancak kurulum ve kullanma için uzun uğraşlar gerektirmesi sistemin Türkiye’de yaygınlaşmasını engelledi. Bütün bunlarla birlikte teknolojideki gelişmeler bu sorunu da çözdü. Şöyle ki artık bir telefon numarası çevirir gibi IP numarası çevirerek video konferans düzenlemek mümkün. Bu son teknolojiyi hemen sahiplenenler ise Y Kuşağı dahilindeki genç işadamları oldu. Sadece toplantılar için uzun seyahatler yapmak istemeyen, buna karşılık daha çok özel yaşamına, ailesine zaman ayırmak ve teknolojinin getirmiş olduğu rekabet avantajlarından yararlanmak isteyen yeni kuşak işadamları kartvizitlerine ve şirket web sitelerine IP adreslerini de yazmaya başladı. Böylelikle telefon rehberlerinin yanı sıra bu şirketlerin IP rehberleri oluşmaya başladı” yorumlarında bulundu.

Modern çağda iş süreçlerinde verimlilik IP adresleri ile mümkün

IP video konferans sistemlerini kullanan şirketler araç kirası, yakıt, fazla mesai, sigorta, iş gücü ve zaman tasarrufu yapıyorlar. Şirketlerin iş süreçlerini kolaylaştıran ve gereksiz zaman kayıplarını engelleyen şirketler çok daha verimli bir şekilde çalışıyorlar. Video konferans sistemlerinin yararlarının farkına varan şirketler, bu sistemleri mümkün olduğunca çok ve sık kullanmaktan çekinmiyorlar. Böylece şirketler, iletişim bilgilerine video konferans sistemlerinin IP adreslerini de ekleyerek müşteri ve bayilerinin de tasarruf yapmalarını sağlıyorlar.

Yealink ile IT altyapısı tasarrufu da mümkün

Normal bir telefon numarası gibi IP telefon ve video konferans sistemleri ile çevrilen IP adresleri sayesinde yıllardır alışıla gelen telefon çevirme uygulaması korunduğu için sistemi kullanmaya alışılması kolay oluyor. Bircom’un dağıtımını yaptığı Yealink markası özellikle rakiplerine göre düşük internet bant genişliği kullanımını sağlayan teknolojileri ile daha küçük ölçekli ve altyapı yatırımından kaçınan firmaların da çağa ayak uydurabilmelerini sağlıyor.

Altyapı tasarrufu rekabet gücünü artırıyor

1080p çözünürlükte 8 kişinin aynı anda video konferans yapmasını sağlayan Yealink çözümleri, rakiplerine göre %50 oranında daha az bantgenişliği kullanarak firmaların altyapı masraflarını da azaltıyor ve diğer tasarruflar ile birlikte sektörlerindeki rekabet güçlerini artırıyor.

 [/vc_column_text][vc_custom_heading text=”Asansör trafiği, çalışanlara günde 1 saat kaybettiriyor” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]

Kaspersky Lab ve B2B International tarafından gerçekleştirilen bir araştırmayagöre, şirketler üçüncü şahıs tedarikçilere güvenini kaybediyor. Bunun temel nedeni ise neden oldukları BT güvenliği olaylarının sayısının artması. Araştırmaya göre, bu tür olayların şirketlere ortalama maliyeti 3 milyon doları aşıyor.
Yakın zamanda yapılan araştırmaya göre şirketlerin üçte birinden fazlası tedarikçilerine güvenmiyor. 2015 yılında bu rakam %37, yani geçen yıla göre (%33) yüzde dört daha fazla. Bu trend KOBİ’ler ve büyük kuruluşlar için aynı. Tedarikçilere olan güvenin azalmasındaki temel neden, tedarikçilerin 2015 yılında gerçekleşen siber olayların %18’inden sorumlu olmaları.

Üçüncü şahıs tedarikçileri ilgilendiren olaylar, doğrudan şirketin altyapısına yapılan siber saldırılardan daha az tehlikeli değil. Her iki durumda da, olayların sonuçlarını ortadan kaldırmanın maliyeti aynı derecede yüksek: tedarikçiler ile ilgili siber olaylar KOBİ’lere ortalama 67.000 dolar, büyük kuruluşlara ise ortalama 3,27 milyon dolara mal oldu.

Kaspersky Lab Uç Nokta Ürün Yönetimi Başkanı Konstantin Voronkov şunları söyledi: “Hasarı önlemek ve tedarikçiler ile güvenli bir iletişim kurabilmek için, kapsamlı ve çok katmanlı bir yaklaşım gereklidir. Yapılması gereken ilk şey, farklı çalışanların kurumsal ağın farklı bölgelerine erişim haklarını belirlemektir. Bu da tedarikçinin şirket kaynaklarına erişimini sınırlayacaktır. Tedarikçinin BT güvenlik sistemi ile ilgili ayrıntıları öğrenin ve hem verim ve esneklik, hem de güvenlik sağlayan etkileşim kuralları koyun”.

[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_custom_heading text=”Yeni mezun 128 bin genç iş arıyor” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]Lise ve üniversitelerden mezun olanların sayısı arttıkça iş arayanlar arasındaki deneyimsizlerin oranı da artıyor. Yenibiris.com’da geçtiğimiz yıl iş arayan yeni mezun kişi sayısı 50 bin iken, bu yıl bu sayı 128 bine yaklaştı. En çok çalışılmak istenen sektörlerin başında gelen eğitim, bankacılık ve perakendeye başvurular ciddi oranda artmış durumda.

Üniversitelerin kontenjanları arttıkça mezunların sayısı da artıyor. İş ve insan kaynakları sitesi Yenibiris.com’un verilerine göre bu yıl iş aramaya başlayan yeni mezunların sayısında geçen yıla göre önemli bir artış yaşandı. 2014’te 50 bin deneyimsiz genç özgeçmiş hazırlayıp iş arayışına başlarken, bu yıl bu sayı yaklaşık 128 bin oldu.

GENÇLER EYLÜLÜ BEKLEMİYOR

Yenibiris.com’a üye gençlerin büyük bir kısmının yaz bitimini, hatta mezun olmayı beklemeden iş arayışına başlaması, firmaların iş ilanlarına başvuruları da önemli ölçüde artırdı. Bütün sektörlerdeki iş ilanlarına yapılan başvurular geçen yıla göre yüzde 25 oranında arttı. Son aylarda en fazla tercih edilen sektörlerin başında gelen eğitime başvurular geçtiğimiz yıla göre iki katından fazla oldu. İş arayışına giren kişilerin en çok tercih ettiği işler aynı zamanda deneyim şartı olmadığı için öne çıkıyor.

YENİ MEZUNLARIN EN ÇOK BAŞVURDUĞU 5 SEKTÖR POZİSYON
1-EĞİTİM BRANŞ ÖĞRETMENİ
2-BANKACILIK-FİNANS GİŞE ELEMANI
3-PERAKENDE SATIŞ DANIŞMANI
4-YAPI-İNŞAAT İNŞAAT MÜHENDİSİ
5-TURİZM-OTELCİLİK GARSON, RESEPSİYONİST

EĞİTİM BANKACILIĞI GEÇTİ

Yeni mezun olanların iş arayanlar arasına katılmasıyla başvurularda bazı küçük değişiklikler sözkonusu oldu. Geçtiğimiz temmuz ayına kadar en çok başvuru yapılan sektör bankacılık-finans olurken bu kez eğitim sektörü, (iş ilanlarının artmasıyla paralel olarak) birinci sıraya çıktı. Geçen yıldan beş kat fazla başvuru alan branş öğretmenliğinde başı matematik öğretmenliği çekiyor. Bütün sektörler genelinde gençlerin en çok iş başvurusu yaptığı işler ise şunlar:

EN ÇOK BAŞVURU YAPILAN 5 POZiSYON
1-GİŞE ELEMANI
2-BRANŞ ÖĞRETMENİ
3-SATIŞ DANIŞMANI
4-MUHASEBE ELEMANI
5-ÇAĞRI MERKEZİ MÜŞTERİ TEMSİLCİSİ

İLLERDE ARTIŞ

İş ilanlarına yapılan başvurular bütün şehirlerde artmış durumda. Başvuruların en çok arttığı şehirlerde ilk beş sırada Hatay, Tekirdağ, Aydın, Bursa ve Ankara yer alıyor.

YENİ MEZUNLARA ÖNERİLER

İş arayan kişi sayısının ve ilanlara başvuruların artmaya devam ettiği bu zorlu ortamda okulunu bitiren gençler en çok şu soruyu yöneltiyor: “Firmalar deneyim arıyor, peki ben kendimi nasıl gösterebilirim?” Bu konuyla ilgili insan kaynakları profesyonellerinin önerileri şöyle:

1-Önce kendinizi iyi tanıyın. Ne iş yapmak istediğinizi, bu isteğinizin size gerçekten uygun olmadığını bulun. O işi yapanları bulup konuşun, internetten bilgi toplayın, çevrenize sorun.

2-Hedefinizi belirledikten sonra özgeçmişinizi buna uygun hazırlayın. Özgeçmişiniz, başvuracağınız işle uyumlu olmalı. Yeni mezunların çoğu en çok burada takılıyor. Deneyiminiz olmasa bile, başvurduğunuz alanla ilgili eğitim, sertifika programı, proje çalışması, gönüllü iş gibi mutlaka bir bağlantı noktası yer almalı özgeçmişte.

3-İş başvurusu yaparken o işe, sektöre vs. neden uygun olduğunuzu somut bir şekilde gösteren birkaç satırlık bir önyazı mutlaka yazın.

4-Beklentilerinizi gözden geçirin. Ücret mi yoksa işi öğrenip bir an önce deneyim kazanmak mı sizin için öncelikli? Sürekli bilgisayar başında olmak mı yoksa sahada çalışıp daha hızlı ilerlemek mi?

5-İş bulma süresi uzayabilir. Bunu gözönünde bulundurarak sabırlı ve esnek olun. İstediğiniz alana yakın başka bir alanda bir iş fırsatı çıkabilir. Aynı durum, hiç düşünmediğiniz, ama işi bütün yanlarıyla öğrenme fırsatı veren küçük şirketler için de geçerli.

6-İş bulmaya faydası olur diye okul biter bitmez yüksek lisans yapmayı düşünmeyin. Mutlaka yapacaksanız, birkaç yıl deneyim kazandıktan sonra düşünün.

7-Her ne olursa olsun, olumlu yaklaşımınızı korumaya çalışın. İş görüşmelerinde olumlu ve istekliliğinizi yansıtmak size ciddi avantaj sağlar.

www.yenibiris.com

 

 [/vc_column_text][vc_empty_space][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_custom_heading text=”Asansör trafiği, çalışanlara günde 1 saat kaybettiriyor” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]Asansör trafiğinin neden olduğu olumsuzluklara dikkat çeken ThyssenKrupp Asansör Türkiye Genel Müdürü Turgay Şarlı, “Bekleme süresi ile birlikte en fazla 1 buçuk dakika içinde tamamlanması gereken asansör yolculuğu, günün yoğun anlarında 1 saate yaklaşıyor. Çalışanlar ve şirketler açısından çeşitli olumsuzluklara yol açan bu durumun yaşanmaması için, aynı kuyu içinde iki asansör kabininden oluşan TWIN sisteminin yanı sıra danışmanlık hizmeti sunuyoruz” dedi.

ThyssenKrupp Asansör Türkiye Genel Müdürü Turgay Şarlı, binalar yükseldikçe asansör bekleme ve yolculuk sürelerinin de arttığına dikkat çekerek, bu durumun ofis çalışanları ve şirketler açısından çeşitli sorunlara neden olduğunu belirtti.

Asansör trafiğinde öncelikli hedefin maksimum sayıda yolcunun, minimum zamanda hedeflenen katlara ulaştırılması olduğunu söyleyen Şarlı şu bilgileri verdi:

“Plaza gibi çok kullanıcılı A sınıfı iş merkezlerinde, asansör trafiğinin en yoğun olduğu 5 dakikada binadaki yolcuların yüzde 15’inin taşınmış olması gerekiyor. Bugün bir asansördeki ideal yolculuk süresi, 20-25 saniye bekleme, 20-25 saniye de transit süresi olmak üzere, toplam hedefe ulaşma zamanı 60-80 saniye aralığı şeklinde tanımlanıyor. Ancak bu süre ofis binalarında, özellikle sabah, öğle ve akşam saatlerindeki yoğunlukta 55 dakikaya kadar çıkabiliyor. Özellikle birçok binanın 20 yaş üstünde olduğu Maslak bölgesinde, İstanbul’un araç trafiğine bir de asansör trafiğinin eklendiğini görüyoruz. İş yerlerindeki verimliliği de olumsuz etkileyebilen bu durum nedeniyle şirketlerin ofis binalarını değiştirmeleri bile söz konusu olabiliyor.”

“Bekleme sürelerini en aza düşürmek ve konforu yükseltmek üzere önemli çalışmalar gerçekleştiriliyor” diye konuşan Şarlı, ThyssenKrupp Asansör’ün de bu doğrultuda Ar-Ge çalışmalarına imza attığını belirtti. Aynı kuyu içinde birbirinden bağımsız çalışan iki kabinden oluşan asansör sistemi TWIN’in bu çalışmaların en önemli sonuçlarından biri olduğunu ifade eden Şarlı şöyle konuştu:

“Yenilikçi yapısıyla asansör trafiğinin düzenlenmesinde rol oynayan TWIN’in en büyük getirilerinden bir diğeri de ihtiyaç duyulan kuyu sayısını azaltarak, bina içinde daha fazla kullanım alanı sağlaması. Örneğin, geleneksel sistemde sekiz asansör kabini için sekiz kuyu gerekirken, TWIN ile bu sayı dörde düşüyor. Her katta ortalama 4 metrekareden, 25 katlı bir binada toplam 100 metrekare kullanım alanı daha kazanılmış oluyor. Bu, metrekare fiyatlarının astronomik fiyatlara çıkabildiği ofis binaları ve konutlarda önemli bir kazanımı da beraberinde getiriyor. Avrupa ve Rusya’daki örnekler, modernizasyon projelerinde de kullanılabilen TWIN’in 50 dakikaya ulaşan toplam bekleme ve yolculuk sürelerini 5-10 dakika aralığına kadar düşürdüğünü gösteriyor.”[/vc_column_text][vc_custom_heading text=”Ekim Zamanı Deneyim Paylaşım” font_container=”tag:h3|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text]

  • SABANCI VAKFI MÜTEVELLİ HEYETİ BAŞKANI GÜLER SABANCI: “GÜN ‘BİRLİK, BERABERLİK’ GÜNÜDÜR…”
  •  
  • GÜLER SABANCI: “SOSYAL PROBLEMLERİ KİMSE TEK BAŞINA ÇÖZEMEZ. İŞBİRLİĞİ YAPMA KÜLTÜRÜMÜZÜ GELİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR”
  •  
  • SABANCI: “TOPLUMSAL GELİŞME, FIRSAT EŞİTLİĞİ VE KATILIMLA GERÇEKLEŞİR”
  •  

Sabancı Vakfı, Hibe Programları kapsamında destek verdiği sivil toplum kuruluşlarını 13 Ekim tarihinde İstanbul’da gerçekleşen “Ekim Zamanı Deneyim Paylaşım”toplantısında buluşturdu.

Sabancı Center’da düzenlenen toplantıda, 2014 yılında hibe almaya hak kazanan ve 2015’te çalışmalarını tamamlayan 9 sivil toplum kuruluşu katıldı. Hibe Programları kapsamında Sabancı Vakfı’nın hibe desteğinin yanı sıra bilgi ve tecrübe desteğini de alan sivil toplum kuruluşları, yeni öykülere ilham vermek üzere, Türkiye’nin dört bir yanında hayata geçirdikleri kadın, genç ve engelli projelerinin öykülerini paylaştı.

Sabancı Vakfı’nın 10 yıl içinde 119 projeye verdiği hibe tutarı 11 milyon TL’yi aştı.

Konuşmasının başında Ankara’da yaşanan, Türkiye’nin en ağır terör saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlara ve yurdumuzun çeşitli illerinde verdiğimiz şehitlere Allahtan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına ve tüm Türkiye’ye başsağlığı ve sabır dileyen, yaralılara acil şifalar temennisini paylaşan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Gün ‘birlik, beraberlik’ günüdür… Şefkatle yaraları sarmalıyız. Tüm kayıplarımızın anısına barış ve demokrasiden vazgeçemeyiz. Katılımcı ve demokratik bir toplum inşa etmek, umutlarımızı devamlı taze tutmak için sivil topluma çok önemli görevler düşüyor.” dedi.

İşbirliği Yapma Kültürümüzü Geliştirmemiz Gerekiyor

Sabancı Vakfı olarak 41 yıldır insanların hayatında fark yaratmak ve toplumsal gelişmeye katkı sağlamak için çalıştıklarını belirten Güler Sabancı, “Sosyal problemleri kimse tek başına çözemez. Biz de tek başımıza çözemeyiz. Bu nedenle, işbirliği yapma kültürümüzü geliştirmemiz gerekiyor. Biz de böyle yaptık… Sabancı Vakfı olarak 10 yıldır sivil toplum kuruluşlarının projelerini destekliyoruz. Sorunlara birlikte çözümler geliştiriyoruz. 10 yıl boyunca temel hareket noktamız; sivil toplum kuruluşlarının kapasitesinin geliştirilmesi ve sivil topluma sürdürülebilirlik kazandırmaktı. Çünkü toplumsal gelişme, fırsat eşitliği ve katılımla gerçekleşebilir.. Ancak bunun da güçlü bir sivil toplumla el ele olabileceğine inanıyoruz. Bugüne kadar erken yaşta ve zorla evliliklerin son bulmasından, kadının insan haklarının benimsenmesine, engellilere yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasından, gençlerin gelecekte değil bugün topluma katılmasına kadar birçok konuda sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalıştık.” dedi.

Hibe Programını kadın, genç ve engellileri odak noktasına alarak geliştirdiklerini ifade eden Güler Sabancı, “41 yılı geride bırakırken bugün görüyoruz ki meselelerin köklerine inmek, çözüm üretmek ve yarattığımız etkileri sürdürülebilir kılmak için bazı konuların daha yoğun destekle, derinlemesine ele alınması gerekiyor. Stratejik hayırseverlikte ne yaptığınız değil ama nasıl yaptığınız önemli. Çünkü yapılan çalışmaların sürdürülebilir olmasını sağlayan kritik nokta, nasıl iş yaptığınızdır.” dedi.

Sabancı Vakfı olarak, bir fikir ve ideal çerçevesinde sivil toplumu güçlendirmek ve yereldeki kapasiteyi artırmak için çalıştıklarını belirten Sabancı, Yerelde başlattığımız çalışmalar hep güzel sonuçlar verdi, hızla yayıldı ve örnek oldu. Hibe Programları kapsamında bugüne kadar toplam 119 projeye hibe desteği verdik. Türkiye’nin 72 ilinde dolaylı olarak 700 bine yakın insanın hayatına dokunduğumuzu görüyoruz. Değişen ve dönüşen hayatlara tanıklık etmek her şeyin mümkün olduğunu bize hatırlatıyor. Bize umut ve güç veriyor” dedi.

Sabancı Vakfı Hibe Programı kapsamında desteklenen projelerin öykülerinin yer aldığı ‘Ekim Zamanı Hibe Programı Öyküleri’ kitabı Sabancı Vakfı web sitesinde okuyuculara sunuluyor.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”1/3″][vc_custom_heading text=”“ÜLKEM İÇİN TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİ DESTEKLİYORUM” PROJESİ GÖNÜLLÜ ELÇİLERİ İLE TÜRKİYE’YE YAYILACAK” font_container=”tag:h4|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text] 

Koç Holding, “Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” projesini ülkemizin dört bir yanına taşıyacak bayi ağı çalışmalarını Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAP Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Caroline Koç’un açılışını yaptığı toplantı ve eğitim programı ile başlattı. 81 ili temsil eden ve projenin gönüllü elçileri olan Koç Topluluğu bayileri ile bölge müdürlerinin katıldığı toplantıda projenin yeni dönemine ilişkin yol haritası aktarıldı. Projeyi, farkındalık eğitimleri ile Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacak olan TAP Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Caroline Koç, “Bu proje ile ülkemizdeki cinsiyet eşitsizliğinin etkilerine dair yaratacağımız farkındalık ve duyarlılık, toplumsal gelişimimiz için itici bir güç olacaktır” dedi.

Koç Holding’in 2006 yılında başlattığı Ülkem İçin projesinin “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” temalı yeni döneminin değerlendirilmesi ve detaylarının aktarılması amacıyla Koç Topluluğu bayilerinin ve Koç Topluluğu Şirketleri’nin bölge müdürlerinin katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantı, Türkiye Aile Sağlığı Planlaması Vakfı (TAP Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Caroline Koç ve Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl ev sahipliğinde gerçekleşti. Önümüzdeki aylarda proje kapsamında Ülkem İçin gönüllüsü proje elçilerinin girişimleriyle 81 ilde TAP Vakfı tarafından farkındalık eğitimleri düzenlenecek.

Caroline Koç: “Yaratacağımız farkındalık ve duyarlılık, toplumsal gelişimimiz için itici bir güç olacaktır.”

Caroline Koç, bu projede TAP Vakfı olarak Koç Holding ile işbirliği yapmaktan ötürü memnuniyet duyduklarını ifade etti. Caroline Koç şöyle konuştu: “Geniş bir alanda yürüttüğümüz kadın, çocuk ve erkeklere yönelik tüm çalışmalarımızı toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine inşa ediyoruz. Genç kız ve kadınların eğitimine eklenen her 1 yıl, çocuk ölümlerini %9,5 azaltıyor. Bu da burada olmamızı haklı kılmak için yeterli bir sebep. Bu nedenle Ülkem İçin projesinde toplumsal cinsiyet eşitliği başlığı altında yer almak Vakfımız için de çok anlamlı. Bu proje ile ülkemizdeki cinsiyet eşitsizliğinin etkilerine dair yaratacağımız farkındalık ve duyarlılık, toplumsal gelişimimiz için itici bir güç olacaktır. Katılım ve desteğinizin, projenin amaçlarına ulaşması için çok önemli olduğuna inanıyor ve bu nedenle sizleri bu sürecin öncüleri olmaya davet ediyorum.”

Oya Ünlü Kızıl: “Kadın istihdamında her yüzde 5’lik artış, yoksulluğu yüzde 15 oranında azaltıyor.”

Caroline Koç’un ardından katılımcılara seslenen Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl da Koç Holding’in yürüttüğü KSS projeleri ile Türkiye’nin toplumsal alanda kalkınmasına destek olmayı hedeflediklerini belirtti. Kadın istihdamında her yüzde 5’lik artışın yoksulluğu yüzde 15 oranında azalttığını, Türkiye’nin Dünya Ekonomik Forumu’nun Ekonomik ve Sosyal Eşitlik Endeksi’nde 142 ülke arasında 125’inci sırada olduğunu söyleyen Oya Ünlü Kızıl “Sadece ekonomik kalkınma değil, sosyal kalkınma alanında da örnek projeler yaratarak, sürdürülebilir ve tekrarlanabilir modellerle ülkemize fayda sağlamayı önemsiyoruz” dedi. Yeni projenin detaylarına da değinen Oya Ünlü Kızıl sözlerine şöyle devam etti: “Pek çok alanda kadın-erkek ilişkileri kalıplaşmış bazı yargılardan besleniyor. Bu nedenle, hem bireylerin hem de ülkemizin kaybettiklerini sorgulamamız gerekiyor. Biz de bunu yapıyoruz. Sadece sorgulamıyor yerine yenisini inşa ediyor; kavramların, alışkanlıkların, sistemlerin, kuralların ve kültürümüzün gelişmesine destek veriyoruz. Daha iyiye gitmek için düşünmek ve gayret sarf edebilmek gerekiyor ki bu da insanı insan yapan en önemli değer. İşte bugün, her birimizin, özellikle de sizler, bizler gibi söz sahibi olanların soruna değil çözüme katkı sağlayabileceği bir konumuz var. Toplumsal cinsiyet eşitliği olarak belirlediğimiz bu yeni konu sizlerin katkısıyla gündeme gelecek.”

Caroline Koç ve Oya Ünlü Kızıl’ın konuşmasının ardından Koç Holding yöneticileri ve TAP Vakfı eğitmenlerinin sunumları ile devam eden toplantıda Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum Projesi’nin detayları ve yol haritası katılımcılara anlatıldı.

ÜLKEM İÇİN TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİ DESTEKLİYORUM PROJESİ HAKKINDA:

  • Koç Holding, 2006 yılında başlattığı Ülkem İçin Projesi’nin 2015 – 2017 yılı temasını “Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” olarak açıkladı.
  • Proje kapsamında Koç Holding, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAP Vakfı) ve Koç Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi (Koç-Kam) & Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile işbirliği yaptı.
  • Projede hedefler şöyle belirlendi: “Bayilere, çalışanlara ve yöneticilere yönelik seminerlerle toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık oluşturarak, bu alanda duyarlı işyeri ortamını desteklemek için ilk adımı atmak; Koç Topluluğu genelinde kadın çalışanların seviyesini ve oranını yükseltmeye yönelik uygulamalar hayata geçirmek; yaratıcı uygulamalar ve sosyal sorumluluk çalışmaları ile projenin etkisini artırmak; bayiler aracılığıyla yerelde toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini yerleştirecek şekilde paydaşların (gençler, kamu çalışanları, işverenler) kapasitelerini geliştirmek.”

[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_custom_heading text=”Randstad Türkiye Workmonitor 2015’in 3. çeyrek sonuçları açıklandı” font_container=”tag:h4|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text] 

Çalışanların % 75’i işyerindeki kültürel çeşitliliği kabulleniyor

Randstad Türkiye tarafından yayınlanan Randstad Workmonitor 2015 3. çeyrek verilerine göre; anketi yanıtlayanların % 87’si iş yerinde kültürel çeşitliliğe önem veriyor. Bu oranın % 82 olduğu Türkiye’de; çeşitliliği kapsayıcı şirket kültürüne sahip bir işyerinde çalıştıklarını söyleyenlerin oranı ise % 75. Giderek artan küreselleşmenin işyerlerinde yol açtığı kültürel çeşitlilik önemli görülmekle birlikte çalışanların; farklı etnik köken, yaş, cinsiyet, dini inanç ve cinsel yönelimi kabullenmesi daha düşük seviyede kalıyor.

İşe alım ve insan kaynakları alanında hizmet veren, dünyanın en büyük şirketlerinden biri Randstad, Workmonitor 2015 3. çeyrek verilerini açıkladı. Pek çok uzman farklı ekiplerin daha iyi performans verdiğini ve daha fazla çalışan bağlılığı yarattığını ileri sürüyor. Ancak, çalışanlar arasında farklı etnik köken, yaş, cinsiyet, dini inanç ve cinsel yönelim söz konusu olduğunda kabullenmenin aynı doğrultuda yüksek olmadığı da görülüyor.

Küreselleşme işyerlerinde çeşitliliğe yol açıyor

Randstad Türkiye Workmonitor anketini yanıtlayanların % 87’si, işyerinde çeşitliliğe önem verirken, Türkiye’de bu oranın % 82 olduğu görülüyor. Çalışanların % 77’si şu anki işyerlerinde açık ve kapsayıcı bir şirket kültürünün bulunduğuna işaret ederken Türkiye’de ise bu oran % 75’te kalıyor. Ankete göre; kültürel çeşitlilik konusunda en açık görüşlüler Kanada, Danimarka ve Norveç’te. Şili, Polonya, Slovakya, Portekiz, Türkiye, Japonya ve Brezilya ise küresel ortalamanın oldukça altında yer alıyor.

Çeşitliliğin önemsenmesi bir yana, ankete katılanlar işyerinde ayrımcılık yapıldığını da belirtiyor. Ortaya çıkan rakamlar, sosyal kabul açısından gidilecek daha çok yol olduğunu ortaya koyuyor. Küresel olarak çalışanlar; yaş (%26), cinsiyet (%21), ırk (%17), din (%16) ve cinsel yönelim (%15) açılarından ayrımcılığa uğruyor. Ayrımcılığın her açısından görülen en düşük oran Lüksemburg ve Slovakya’da.

Dolaşım Endeksi 110’da kaldı

İşgücü Dolaşım Endeksi, yani gelecek altı ay içinde iş değiştirmesi beklenen çalışanların oranı da yılın geçen çeyreğinde olduğu gibi 110’da kaldı. Önceki çeyrekle karşılaştırıldığında; Fransa (+7), Almanya, İspanya ve Hindistan (+6), Macaristan (+5) en çok artışın görüldüğü ülkeler. En fazla düşüş ise; Kanada’da (-7), Brezilya’da (-6), Yunanistan ve İsviçre’de (-%4) görüldü.

Gerçekleşen iş değiştirme de % 24’te kaldı

Tüm dünyada geçen altı ay içinde gerçekten iş değiştirmiş olan çalışanların oranı değişmeyerek %24’te kaldı. Gerçekleşen iş değişimlerinin çoğunluğunda çalışanlar, farklı bir işverenle çalışmaya başladı. İş değişimi; Malezya, Türkiye, Hindistan, Macaristan, Portekiz ve İtalya’da artarken, İsveç ve Çin’de, geçen çeyreğe göre azaldı.

İş değiştirme isteği ise (etkin biçimde arayarak ve başvurarak) Çek Cumhuriyeti’nde, Hindistan ve İngiltere’de artarken Kanada, Slovakya, Malezya ve Danimarka’da ise azaldı.

İş memnuniyeti: Singapur’da azaldı

Çalışanlar arasında işinden memnun olma oranının İspanya, Yeni Zelanda, Danimarka, Japonya ve Yunanistan’da hafifçe artarken, Singapur’da azaldığı görüldü.

Randstad Workmonitor Global Grafikleri:

http://www.randstad.com/press/research-reports/ adresinde bulunmaktadır.

Randstad Workmonitor

Randstad Workmonitor, 2003 yılında Hollanda’da başlatıldı ve şu anda Avrupa, Asya Pasifik ve Amerika kıtalarını içeren bir alanda, tüm dünyada 34 ülkeyi kapsamaktadır. Randstad Workmonitor, işgücü dolaşımında hem yerel hem de global eğilimleri zaman içinde düzenli biçimde yansıtmak üzere yılda dört kez yayımlanır. Workmonitor İşgücü Dolaşımı Endeksi, altı aylık bir zaman çerçevesi içinde işverenlerinideğiştirme olasılığı altındaki çalışanların güvenini izleyerek ve beklentileri yakalayarak istihdam piyasasının hassasiyetleri ve çalışan eğilimleri hakkında kapsamlı bir algı oluşturur. İşgücü dolaşımının ölçümüne ek olarak çalışan memnuniyeti ve personel motivasyonunun yanı sıra belirli konulu bir sorular dizisini yürütme de bu anketin bir parçasıdır. Niceliksel çalışma, yaşları 18 ile 65 arasındaki, haftada en az 24 saat ücretli bir işte çalışan (kendi işinin sahibi olanlar dışında) popülasyona online uygulanan bir anket aracılığıyla yürütüldü. Uluslararası Örnekleme Anketi (Survey Sampling International) kullanıldı ve ülke başına en küçük örnek sayısı 400 görüşme olarak gerçekleştirildi. 2015 yılının üçüncü dalga çalışması, 20 Temmuz – 4 Ağustos 2015 tarihleri arasında yürütüldü.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_custom_heading text=”EY Türkiye, iş dünyasında cinsiyet eşitliği için liderleri buluşturdu” font_container=”tag:h4|text_align:center|color:%23dd3333″ google_fonts=”font_family:Montserrat%3Aregular%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”][vc_column_text] 

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY, kadınların desteklenmesi ve iş dünyasında cinsiyet eşitliğinin sağlanması için tüm dünyada başlattığı Women. Fast Forward inisiyatifi kapsamında EMEIA (Avrupa, Orta Doğu, Hindistan, Afrika) bölgesinde Women³. The Power of Three Forum etkinliğinin Türkiye ayağını gerçekleştirdi. Kamu, özel sektör, girişimcilik, akademi dünyası, medya ve sivil toplum kuruluşlarından başarılı liderlerin bir araya geldiği forumda kadınların daha hızlı ilerlemeleri ve engelleri aşmaları için alınması gereken aksiyonlar tartışıldı. EY Avrupa, Orta Doğu, Hindistan, Afrika Stratejik Büyüyen Pazarlar Lideri Demet Özdemir, cinsiyet eşitliğini sağlamada toplumun her alanını kapsayacak çözümler geliştirilmesi gerektiğini, sosyal ve ekonomik kalkınmanın yolunun kadınların iş hayatında cesaretlendirilmesinden geçtiğini vurguladı.

 

EY Türkiye Kurumsal Finansman Ortağı Özge Gürsoy, “İş dünyasında kadınların gelişiminin önündeki engellerin aşılması ve kadınların desteklenmesi için öncelikle yetenek açığının kapatılmasına odaklanmamız gerekiyor.” dedi. Türkiye’de her 100 yükseköğrenim mezunu erkeğe karşılık 79 kadın mezunun bulunduğunu belirten Gürsoy, mezuniyet sonrasında iş hayatına katılım ve kariyer basamakları yükseldikçe kadın çalışanların oranlarının düşüş gösterdiğini, üst düzey yönetici rollerinde farkın 100 erkeğe karşılık 11 kadın olacak şekilde açıldığını, bunun da kadınların iş hayatında yeterince desteklenmemesinden kaynaklandığını vurguladı. Gürsoy, ayrıca, kariyerinin ilk iki yılındaki kadınların %43’ünün üst düzey yönetici olma hayali kurarken, bu oranın kariyerinin 5-7 yılları arasında olan kadınlarda %16’ya düştüğünü söyledi.

 

EY Avrupa, Orta Doğu, Hindistan, Afrika Girişimci Kadınlar Program Direktörü İmge Kaya Sabancı, kariyerlerinde giriş ve hızlı yükseliş kulvarında olanlar ve deneyimli profesyoneller olmak üzere üç kategorideki kadın çalışanların desteklenmesi için eğitim, aile, çevre ve kültürel normları da içeren birçok alanda iyileştirmeler yapılması gerektiğini vurguladı. Kaya Sabancı, konuşmasında iş dünyasında kadınlara eşit şartların sağlanmasının, kadınların profesyonel gelişiminin önünde engel oluşturan önyargıların değiştirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

 

Forumda çalışma grupları oluşturan katılımcılar, cinsiyet eşitliği hedefine ulaşılması, yetenek açığının kapatılması ve kadınların her alandaki ilerleyişinin hızlandırılması için yapılması gerekenlerle ilgili fikirlerini gün sonunda diğer katılımcılarla paylaştılar. Forumda eğitimden medyaya, iletişimden girişimciliğe geniş bir yelpazede öneriler dile getirildi. Varılan sonuçlar EY Türkiye tarafından bir rapora dönüştürerek bölgedeki diğer ülkelerle paylaşılacak ve sonraki etkinlikler için temel oluşturacak.

 [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close